|
Bundan yıllar önce Doğu Karadeniz'in dumanlı
dağları arasındaki Sisköy büyük bir aşka tanık olmuştur. Asiye
(MÜJDE AR) ile Adem'in (CEMİL ÖZBAYAR) aşkına...
Asiye ile Adem birbirlerine varmak için karşılıklı sözler vermişler; ancak
Asiye'yi istemeyen anasının sözünden dışarı çıkamayan Adem, sevdiğini
alamadan Alamanya'ya gitmiştir.
Asiye burada, Adem orada evlenir, ikisinin de çocukları olur.
Asiye'nin kocası yıllar sonra küçük kızları Fidan (HANDE SUBAŞI)
ile birlikte traktörle şehirden dönerken, bir trafik kazasında ölür.
Virajda aniden karşısına çıkan bir arabanın farları gözünü almış ve ona
çarpmamak için direksiyonu kırmıştır. Karşısına çıkan arabanın
direksiyonunda ise, trajik bir rastlantı olarak, Almanya'dan izinli olarak
köye gelmiş olan Adem vardır. Asiye kocasının ölümünden de Adem'i sorumlu
tutar. Asiye'nin, kendisini bırakıp gittiği yetmiyormuş gibi, bir de
kocasının ölümüne, ve kızının dilsiz kalmasına neden olan Adem'e karşı
nefreti büyüdükçe büyümüştür.
Yıllar sonra köyde düzenlenen bir düğün her iki aile için de yeni bir
dönüm noktası olacaktır. Düğün büyüğü olan Adem, bu kez ülkeye gelirken,
Almanya'dan ve hiçbir zaman geçinemediği karısından da kesin dönüş
yapmıştır. İstanbul'da okuyan hayta ve yakışıklı oğlu Yunus'u (UĞUR
PEKTAŞ) da yanına alıp köye gelir.
Asiye ise, babasının öldüğü kazada yanında bulunan ve o günden sonra bir
daha asla
konuşmayan kızı Fidan ile birlikte, İstanbul'da çalışan ve okuyan oğulları
Davut (HİLMİ ERDEM) ve İrfan'ın (BARIŞ AKSAVAŞ) gelişini
beklemektedir. Davut ve İrfan, yıllar önce bir Rus kızının peşine takılıp
gitmiş olan dayıları Şükrü'yü (SELÇUK YÖNTEM) de geri
getirmektedirler. Hem köye hem de bırakıp gittiği yavuklusu Güllü'ye...Ama
Şükrü'nün Güllü (ŞAHNAZ ÇAKIRALP) ile karşılaşması hiç de
bekledikleri gibi olmayacaktır.
Asiye, düğün evinin bulunduğu kendi yamacına Adem'i sokmamak için
karşısına dikildiğinde, bunun nelere yol açacağını tahmin edebilecek
durumda değildir elbette. Elinde silah, Adem'e olan nefretini haykırırken
hemen yanı başında bulunan kızı Fidan'ın, Adem'in oğlu Yunus'a baktığını
fark edebilecek durumda hiç değildir. Fidan, Yunus'a bakmaktadır çünkü
rüyasında gördüğü kısmetinin o olup olmadığını anlamaya çalışmaktadır.
Çok eski bir adet gereği, Sisköy'de genç kızlar, hep birlikte pişirdikleri
çok tuzlu çöreği yiyip elinden su içecekleri kısmetlerini görmek için
rüyaya yatarlar. Asiye'nin kızı Fidan da, anasını terk edip gitmiş olan,
babasının ölümüne sebep olmuş olan Adem'in oğlu Yunus'u görmüştür
rüyasında... Ya da gördüğünü sanmıştır...
Ve şimdi de Fidan ile Yunus karşılıklı bakışmaktadır...
Rüyada değil ama geçmişin kabuslarıyla dolu olan gerçek hayatta...
Bu büyük düşmanlığın gölgesinde ki ilk bakışmanın Fidan ile Yunus'u
destansı bir aşkın iki kahramanı yapacağını hiç kimse bilmemektedir o
sırada. Hatta Fidan ile Yunus bile.. |